Temayül de ön seçim de bitti verilen...
Geçtiğimiz haftalarda AK Parti’nin temayül yoklaması ve Büyükliman havzasındaki ilçelerin bu temayüldeki sınavını gözlemlerimden tahlil etmeye çalışmıştım. Bir iki ufak eleştirinin haricinde yazımın çok isabetli olduğu ve doğruları yansıttığı yönündeki söylemler de yazdıklarımızı doğrular nitelikteydi. Aslında biz o temayülde Büyükliman havzasındaki ilçelerden kimin nasıl tavır takındığını da çok iyi biliyoruz, ama şimdilik bunlar bizde kalsın, yeri ve zamanı geldiğinde bu köşeden okurlarımızla paylaşacağız. Ancak bu konuda sadece şunu söylemek istiyorum, bu yazının üzerine, Büyükliman çevresindeki ilçelerimizin kalkıp da ‘vekil istiyoruz’ açıklamalarını ben hiç inandırıcı ve samimi bulmadım. Nitekim, yazımda da söylediğim gibi önce kendi içinizde birliği sağlayın bence. Siz kendinizi inandıramadıktan sonra ne yaparsanız yapın, Ankara’yı asla buna inandıramazsınız!
Cumhuriyet Halk Partisi ise AK Parti’den biraz daha farklı olmakla birlikte benzerlik arzeden yönleri de yok değil. Zira deyim yerindeyse parti içinde adeta kazan kaynıyor. Bir kere kontenjanlı bir ön seçim partiyi bölmüştür ve kanımızca da yanlış yapılmıştır. Kendi partisi içinde demokrasiyi harekete geçirmeyen, onun kurallarına aykırı davranan bir parti nasıl olur da demokrasiden bahseder. Siz partinize yıllarca hizmet veren, teşkilatlardan gelen isimleri bir kalemde silip bir kenara atacaksınız, ‘ben böyle istiyorum, böyle olacak’ diyerek bir dayatma! koyuveriyorsunuz partililerin önüne. Bu nasıl bir anlayıştır, siz adayınıza güvenmeyerek bu yöntemi seçiyorsanız, yarın seçimlerde ne bekleyeceksiniz? Ön seçime gelince.. Ön seçime bütün olarak baktığımızda yine bölgeciliğin burada biraz daha ön plana çıktığını gözlemlemek mümkün. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleri kamuoyundaki söylemlerine uymadılar. Partililer bana göre adaylarını objektif olarak değerlendirdikleri söylenemez. Burada birinci çıkan aday adayını yargılamak değil amacımız. Ancak ilçelerden gelen oy dağılımına baktığımızda tıpkı AK Parti’de söylediğimiz gibi, ‘rakamlar her şeyi anlatıyor’. Ama ön seçimin bir ve ikinci sırasında çıkan isimlerin Batı ilçelerinden çıkması biraz daha olumlu kanımca Zira yıllardır bu bölgenin iktidar dahil bütün partiler tarafından ihmal edildiğini savunanlardan birisi olarak en azından CHP’de çıkan bu tablonun bu yanı da olumlu diyebilirim. Sonuçta Cumhuriyet Halk Partisi kontenjanlı ön seçim yapmakla bir kere kendi partisi içinde yeni küskünlerin yanı sıra, daha önce küskün olanları daha da dışlamış ve bu tavrıyla partisinde adeta küskünler ordusu yaratmıştır. Bu anlamda seçimlere de bu dezavantajla çıkacağını söylemek mümkün.
İlerleyen dönemlerde 12 Haziran’a hazırlanan siyasi partilerin Trabzon’daki durumlarını analiz etmeye devam edeceğiz.
Hafta sonu şahit olduğum bir olayı paylaşmak istiyorum. Uzun zamandır Trabzon kamuoyunda tartışılan ve hepimizi de yakından ilgilendiren ‘dolmuş zamları konusu’nun hala netliğe kavuşmadığının göstergesi bir olay bu. Cumartesi günü dolmuşlardan birisindeydik ve yanımıza oturan bir kadın dolmuş şoförüne ‘bir sivil bir öğrenci’ diyerek ücretini uzattı. Dolmuş şoförü, ‘hafta sonu öğrenci yok’ deyince, kadın ısrar etti ve ‘var efendim’ dedi. Bunun üzerine karşılıklı ifadeler bir hayli uzadı ve tartışmaya kadar gitti. Şoför tarifeyi kadına uzatarak, ‘bakın burada hafta sonu öğrenci diye bir tarife yok’ deyince kadın da, “O tarifeyi size ben gönderdim’ sözlerinden, Belediye ya da Şoförler Odası’nda çalışan bir personel olduğunu tahmin ettik. Ancak sonuçta kazanan şoför oldu ve kadın paranın üstünü uzatmak zorunda kaldı. Sözün özü, Şoförler Odası Başkanı Turan Altuntaş, son olarak Belediye Meclisi Toplantısı’nda alınan karar öncesi, ‘öğrenci hafta sonları da öğrenci’ ibaresi ile, ‘KTÜ öğrencileri 1.200 kuruş olacak’ ibarelerini şifaen kabul edip Başkan’a söz vermişlerdi. Eskiler ne güzel demiş, ‘söz uçar, yazı kalır’. Söz çoktan uçtu, ortada yazı yok. Verdikleri sözde durmayanlar mı, çocuğuna öğrenci parası yerine sivil ücreti ödemek zorunda kalan anne-baba mı, kaosu bitirmek için iyi niyetle sorunu çözmeye çalışan ve bu anlamda verilen sözlere, sözü verenlere inanan Belediye Başkanı mı suçlu? Bu gidişle bu polemikler daha çok yaşanacak. Bize göre şoför esnafının temsilcisi bu sözü vermişse sözünü tutmak zorundadır. Dolmuşta bulunan bir başka kadının dolmuş şoförünü ikaz ettiği gibi, ‘Biz olimpiyat oyunlarına hazırlanan bir şehiriz ve bir kadınla bu şekilde konuşmak çok yakışıksız’ sözleri çok anlamlıydı.