Okuduğum her Saramago kitabından sonra, “Tamam, başyapıtı bu işte” diyorum.. Kopyalanmış Adam’da da aynısı oldu.
Jose Saramago, Portekiz’in dünyaca ünlü yazarı. Kaybedeli çok kısa bir süre oldu ama yaşarken ölümsüzler arasına girmeyi başarmıştı zaten. Nobel’i alışı, sadece edebi metinlerinin başarısı ve eşsiz üslubu ile değil, politik duruşu ile de ilgiliydi büyük ihtimalle. Yerküredeki “insan”a dair her olayda ezilenin yanında saf tutmuş katıksız bir anarşistti o. Bakmayın Vatikan’ın “Tanrı düşmanı, materyalist hain” ilan edişine, bana kalırsa Tanrı’yı en iyi anlayan adamlardan biriydi ve eminim, şimdi başka bir alemde, O’nunla birlikte, suratında hınzır bir gülümseme ile seyrediyordur hakkındaki tartışmaları..
Kopyalanmış Adam, Saramago’nun en son okuduğum romanı. Onu okuduktan sonra henüz keşfetmediğim çok az sayıda romanı kaldı. Kitap, “Yaşadığınız şehirde sizin aynınız olan başka birinin daha yaşadığını bilseydiniz ne yapardınız?” sorusuna cevap arar gibi yapıp, aslında bu konu ile hiç ilgilenmiyor. Saramago, insan egosunun başka bir “ben”i daha kaldıramayacağı gerçeğini sorguluyor. Belki alt metinde inisiye olmuş İsa’ya göndermeler yapıyor, ikizi Judas (ya da Tomas)’ı örnekliyor ve tıpkı, o bilindik hikayedeki gibi, ikisinden birinin fazlalığına işaret ediyor.
Aslında Saramago’yu eşsiz kılan ne anlattığından çok, nasıl anlattığı. Virgül ve noktadan başka hiçbir noktalama işareti kullanmadan, diyalogları monolog biçiminde sunarak kimin ne konuştuğu konusunda okuyucusunu zorluyor ve belki de şunu söylemek istiyor : Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bakın!
İlginç isimli tarih öğretmeni Tertuliano, kendisinin tıpkı basımı olan aktör Antonio’nun varlığını keşfediyor ve hayat, bu keşiften itibaren Tertuliano için tek bir anlam ifade ediyor : Kim kimin kopyası? Bu hayati sorunun cevabını bulmak, öğretmen için hayatın tek amacı haline geliyor ve bulduğu anda onu olağanüstü bir sürpriz bekliyor. Kitabı okumak isteyenler için sonunu yazmayalım ama şu kadarını söylemek sanıyorum yeterli; “Sağduyunuzun sesini dinlemek, sizi, olası tüm belalardan kurtarır!”
Her şeyiyle liberal olan bu düzende (“Öyle liberal oldu ki her şey, öyle orospu oldu ki”.. “Eski” – ama eskimeyen – Hakan Albayrak’a selam olsun!), insanoğlunun kimliğini ve varoluşunu sorgulamasının gerekliliği ve aynı oranda da bu sorgulamanın zorluğu üzerine eşsiz bir roman, Kopyalanmış Adam.
Ben yeni bir tane okuyana kadar, Saramago’nun başyapıtı bu..
* Jose Saramago – Kopyalanmış Adam – İş Bankası Kültür Yayınları