TAR'AF...
Bir tarafta çoğunluk…
Diğer yanda azınlık…
Çoğunluğun derdi-sıkıntısı; hazımsızlık.
Azınlığın uğradığı; haksızlık…
Yapılanlara bakıyorsunuz; tam 400 sayfa.
Yani kara kapaklı defter bayağı kabarık...
*
İddianamede isimleri olanlar,
“ Biz bir şey yapmadık…” demelerine rağmen(!),
Siyasiler “ ne olur ne olmaz” kaygısıyla,
Bir gecede kanun çıkardılar,
Ve kısmen af çıktı.
Karar sebebi; tamamen yağcılık.
(Yağcılığın kazma etkili olduğu, kullandıkça fitne çukurunu derinleştirdiği unutulmasın)
*
Yapmamışlar(!),
Konuşmamışlar(!)
Madem öyle, bırakın kendi hallerine, mahkemede aklansınlar.
Ayrıca…
Bu aceleniz niye?
Mevzu başka bir şey olsaydı, kaytarmak/bahane bulmak için fırsat kollardınız ama…
*
Beklenen oldu.
Koltuk ve gelecek uğruna;
Paraya ve kalabalığa teslim olundu.
Ha deresi olmayan köye köprü vat ettiniz,
Ha böyle bir durumda parmak kaldırdınız…
*
Tahliyeleri izledik…
Sanırsınız cepheden geldiler.
Sanki zafer kazandılar.
*
Görüntüler seçim meydanlarını andırdı;
Üstü açık arabadan el sallamalar,
Islıklar,
Göbek atmalar ve alkışlar…
*
Ulusal TV sunucularının, Metris’in bahçesindekileri Kırkpınar güreşçileri gibi anons etmesi,
Kuzu gibi büyüyen, koyun gibi güdülen bazı insanların yaşananlara alkış tutması “ Zübük” filmini getirdi akıllara.
*
Adeta kirli derelerin aktığı denizlerde yüzmeye mahkûm edildik.
Yarınlar, haksızlığa uğrayanlar,
Dereler ve denizler kirlenmiş, kimin umurunda…
*
Birde Zokora’nın cezasının bir’den üç’e katlanması, daha sonra üç’ten iki’ye düşürülmesi yok mu?
*
Tüm bu yapılanların adı; tar’af değil de nedir.