Sen, henüz maçın 5. Dakikasında Zayatte’nin Halil’e yaptığı çifte kavrulmuş hareketi nasıl olur da görmezsin?
Eskiden olduğu gibi; “ Gözden kaçtı” dimi?
Bak emmi; TFF Başkanı Sn. M. Ali Aydınlar’ın, Aykut Kocaman ile gizli buluşması gözden kaçmıyor da, yarım metre önündeki kıyımı-yıkımı nasıl olur da gör(e)mezsin.
Benzer hareket sokakta olsa, polis kimsenin gözünün yaşına bakmaz, sokar kodese.
Avrupa’da yaşansa-yapılsa “soykırım” derler.
Ah be iki gözüm, şöyle düşünüyorum da; o hareketin dörtte biri İBB’nin hocası Arif Erdem’e yapılsaydı, acaba cepteki tüm kartlar çıkmaz mıydı? Düdüğünün sesi İBB’nin İkitelli’deki otobüs garından duyulmaz mıydı?
***
Hakikaten şu İstanbul’un taşı toprağı altın;
Hele Olimpiyat Stadı’nın olduğu bölge; resmen 24 ayar.
Trabzonspor ne zaman gitse, eli boş dönmediler.
Geçtiğimiz sene Trabzon ilinin trafik plakasını çaktılar.
Cumartesi günü taraftarıyla el ele verip altın(ı) üstüne getirdiler.
Ayrılırken de “ Uğrayacağız gene” dediler.
Aslından bu; ilk yarı Trabzonspor’a çelme takan takımlara bir uyarı mesajıydı.
***
Trabzonspor’un ara ara iyi oynamasının nedeni; rakip takımların ve kendi oyun anlayışındandır.
Ne zaman İBB, Trabzonspor’un üstüne gitmeye başladı, oyun, bordo-mavili futbolcuların sevdiği ve vazgeçemeyecekleri şekle büründü.
Ancak;
Trabzonspor’da rakip takımı çözecek, oyunu yönlendirecek, sorumluluk alacak tarzda bir oyuncu olsa, zaman zaman oynadığı mükemmel futbolunu genele yayabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
***
Burak’ın iki gol atmasına değil, gol öncesi bordo-mavili oyuncuların yardımlaşmasına ve özgüveni yerine gelen futbolcuların golden sonraki oyun anlayışlarına bakın. Bu, Trabzonspor’a bir oyuncunun ne kadar katkı yaptığını ve yapabileceğine en iyi örnektir.
***
Olcan Adın, Trabzonspor formasını ilk kez giydiği Olimpiyat'ta, gol öncesi üç İBB'li oyuncunun arasından öyle geçti ki, görene-durdurabilene aşk olsun; hızır acil servisi gibiydi.
Mevzu anlaşılana kadar, Burak Yılmaz, akbilini kullanmak yerine, turnike üzerinden atlamayı seven öğrenci misali; işi bitirdi.
***
Trabzonspor’un son çeyrek saatteki futboluna kemençeyle fon müziği yapılsaydı“ Burak’mayi ki başkası atsın” olurdu.
Lakin Henrique’nin sağ tarafta su gibi akması, izlenmeye değerdi açıkçası.
İlk golden sonra, yıllardır İstanbul takımlarına rüsum vergisi kesmekten helak eden İBB’nin futbolcularını şeker komasına sokan ise Colman’dı. Colman’ın da bu kimliğe bürünmesinin nedeni; son çeyrek saatte yapılan bazı değişikliklerdendir.
Topla kedi gibi oynamayı seven Alanzinho’nun bu karşılaşmada sorumluluk aldığı unutulmamalı. İki hafta dinlenmesi, haftada bir maç yapan futbolcunun neler yapabileceğinin gösterdi “ yorgunluk da neymiş?” diyenlere.
***
Olcan Adın’ın Trabzonspor’a katkısını herkes gördü.
Yerinde bir-iki takviye daha yapılırsa ( kesinlikle yapılmalı), arkasına taraftar desteğini alacak Trabzonspor’u değil Belediye, Sivil Savuma, hatta İtfaiye gelse durduramaz…
E, böyle olunca da taraflı-tarafsız herkese“ Trabzonspor’a ateşle yaklaşmayın!” uyarısını yapmak da bize düşecek yine…