2 yoksul berduş dağda kaybolur…
Soğuk, kar ve tipi o biçim.
Fırtınada donmak üzereler.
Ve küçük bir evin kapısını çalarlar. Kapıyı güzel bir kadın açar. Gençlerden biri:
“ Yerimiz yurdumuz yok. Donmaz üzereyiz. Açlıktan öleceğiz. Acaba sıcak bir şey, mesela sütünüz var mıdır?
Kadın: “ Ebette” der ve iki memesinden birini çıkarıp, bir şişeyi sütle doldurur.
“ Gerisi bebeğe kalsın” der.
Aradan birkaç dakika geçer. “ Doğrusu iyi atlattık” der, gençler:
“ Ya kadından süt yerine çaya benzer bir şey isteseydik, kadın resmen ağzımıza i….”
***
Temmuz ayından bu yana yaşananlar belli…
O tarihten bu güne tabir caizse elinde mendil yalvarmaya-ağlamaya devam edenler olmasına rağmen;
Bazılarının, hiçbir şey olmamış gibi pişkin pişkin gülmesi, hiç şey yaşanmamış gibi hareket etmesi ve bulunmaz nimetlermiş gibi hala daha ekranlara davet edilmeleri, affedilir gibi değil.
Yüzsüzlüğün bu kadarı da fazla ama…
Üstelik kendileri çalıp kendileri oynuyor.
Malum davada, onca belge ve görüntü kirliliği varken, utanmadan-sıkılmadan, gördükleri her taşın altında bir şeyler arama alışkanlıkları yok mu?
Üstelik bayağı kalabalıklar, biri gidiyor, biri geliyor. Biri mola verse, diğerinin çenesi kapanmıyor.
Yeri geldiğinde, haktan-hukuktan-adaletten söz açılsa, numara almadan kalabalığın arasına sıvışmak isteyen banka müşterisi gibi her türlü şeytanlığa başvuracak kadar ecele eder o yalancı pehlivanlar.
İşin rengi farklı olunca, nasıl da üç maymunu oynuyorlar…
***
Bazı siyasi dalkavuk yazar-çizer takımı da köşelerinde futbolu siyasete alet etmeye başlamışlar bile.
Akılları futbola erse amenna...
Tabi ki burada amaç; bir taşla birkaç kuş vurmak…
***
Kimse yazdıklarımı bir yerlere çekmeye çalışmasın. Ben, particilikten, marticikten anlamam. Birilerine yağ çekme, birilerine yaranma, birilerinin adamı olma mevzusu vız gelir bana. Yanlış işler peşinde olup, milyonlar arkamda olacağına, doğru işler peşinde olup, yalnız kalmayı tercih edenlerdenim.
***
Tamam, Türkiye’dekileri kandırdınız.
Peki, Avrupa’yı-Dünyayı nasıl ikna edeceksiniz?
Öyle ya, mal kabak gibi ortada…
UEFA, ayrım gayrım yapmadan dut ağacı gibi hepimizi silkeleyecek.
O zaman bunun bedelini ödeyebilecek misiniz?
Ama siz ve sizin gibiler yine bir yolunu bulur, allem eder, güllem eder kıvırırsınız.
***
Ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın, dünyayı bir araya toplasanız da, diz çöküp yalvarsanız da kara kaplı deftere adınız kazınmış bi kere; Sİ-LE-MEZ-SİN-İZ
Ne kadar dilenirseniz dilenin, ne kadar dönerseniz dönün, üç’ün biri’dir alacağınız.
***
Bitirmeden…
İster hakemlerin “ Korku nöbetinin devam ettiğini” düşünün, ister, matematiğimin zayıf olduğunu, kafama takıldı bi kere:
“45 Dakikanın uzat’ması 3 dakika olursa, 3 dakikanın uzatması kaç dakika olur?”
a) Fenerbahçe gol atana kadar devam eder.
b) Duruma bağlı, sabaha kadar da sürebilir.
c) Hakemin inisiyatifine kalmış, vaziyeti ne kadar idare edebilirse.
d) Hepsi.