Burak Yılmaz’ın bir yılda yaptığı çıkışı, ne altın, ne döviz, ne borsa, ne de arsa yaptı.
Çocuk, tabir caizse kurabiye canavarı; iştahı çektikçe-canı istedikçe atıyor.
Dolayısıyla hem kendi kazanıyor hem de Trabzonspor.
Futbolculara yatırım yapılsaydı; Burak’a 1 yatıranlar, bir yıl içinde yüzde 100, hatta daha fazla kazanabilirdi.
***
Hal böyle olunca, taraflı tarafsız herkes bordo-mavili takımın yıldız oyuncusunu yazıyor ve konuşuyor.
Ülkeyi geçtik, Avrupa ve Dünya bile onu takip etmeye/konuşmaya başladı.
Uzun lafın kısası… Sabah, öğlen, akşam, başka deyişle günde üç öğün Burak da Burak…
***
Gurur verir, ülkemde böyle bir oyuncunun çıkması/olması, Avrupa’nın önde gelen futbolcularıyla kafa kafaya yarışması…
Amma velâkin,
Aynı oyuncunun son haftalar arkadaşlarına el kol hareketi yapması, bağırıp çağırması, bazı pozisyonlarda takım arkadaşıyla yardımlaşmaması anlaşılır gibi değil.
Doğal olarak insan(lar) da “Burak niye böyle yapıyor?” diye düşünmeden, sormadan edemiyor.
Ve… Taraflı tarafsız herkesten payına düşeni alıyor yeni kral:
“Bi de pas verse…”
E, haksız da değiller hani.
***
Çok değil bir ay evveline gidelim.
Aynı Burak, TRT 1’de katıldığı bir spor programında, “Beşiktaş taraftarıyım, Trabzonspor için ölürüm” dediğinde, Burak için şu açıklamalarda bulunmuştuk:
"Bir ülke düşünün; o ülkenin büyük takımlarından birinde yöneticilik yapanlardan biri, rakip takımın uçağının düşmesini isterken, aynı ülkede bir futbolcu, 'Beşiktaş taraftarıyım ama Trabzonspor için ölürüm' diyor. Burak Yılmaz bu konuşmayla herkese öyle büyük ders verdi ki; ne her kantar tartar ne de her kafa anlar."
***
Bir ay önce herkese ders veren futbolcu, nasıl olur da son haftalar bu derece değişebiliyor? Diğer ifadeyle sahada farklı bir kimliğe/kişiliğe bürünebiliyor?
Bakınız ilgili konuda uzman olan Horst Vetten ne diyor:
"Bazı kişiler ve medya, yıldız adayı olan yetenekli bir futbolcuya hiper bir kişilik profili çizer ve o kişilik profili açısından topluma sunmaya başlar. Medya üzerinden servis edilen bu kişilik profilini okuyan, duyan futbolcu farkında olmadan o hiper kişilik profiline uygun davranışlar, değerlilikler geliştirmeye, taleplerde bulunmaya başlar. Zaman içerisinde futbolcunun gerçek kişiliğiyle, bazılarının servis ettiği hiper kişilik profili futbolcunun bilinçaltında çatışmaya başlar. Eğer, farkına varılıp, futbolcuya ilgili konuda uzman yardımı verdirilemezse, futbolcu kişilik parçalanmasına varan mental ve ruhsal bozulmalar ortaya çıkar."
***
Demem o ki:
Burak Yılmaz’ın yardıma ihtiyacı var.
Ayrıca bu sadece Burak’ın değil, Türk futbolcusunun sorunudur aslında.
Bu yüzdendir; yıldız adayı genç oyuncuların parlamadan sönmesi, Burak Yılmaz gibi yıldız oyuncuların sonunu getiremeden, daha doğrusu erken kaybolup gitmesi. O anlamda Burak Yılmaz’ın daha dikkatli olması gerekiyor. Bu arada bizlerin de ona yardımcı olmamız, her şeyi Şenol Güneş’e bırakmamamız gerektiğini de söylemeden edemeyeceğim.