Rize İlimizin Fethini okurken, Fethin merkezi Rize’den kayıp, Vakfıkebir merkezli bir Fetih okumanın zevkini yaşadım. Okuduktan sonra düşündüm, Peygamberimiz (S.A.V) in methiyesine mazhar olan büyük Padişahımız Fatih Sultan Mehmet Han Vakfıkebir’e ne kadar da önem vermiş. Sonra bu güzel duygu ve düşüncelerimi siz değerli okurlarla paylaşmak, Vakfıkebir’e hizmet olacağı kanaatine vardım.
12.02.2010 tarihli Trabzon İlk haber Gazetesinin araştırmacı yazarı Mustafa YAZICI 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Han’ın Deniz Komutanı, Rize İli’nin Fetih Komutanı Cafer Paşa’yı tanıttıkça tüylerim diken diken oldu. Vakfıkebir’imizin asaleti ile onur duydum, şeref duydum, çok duygulandım.
O Irak-Bağdat Türkmenlerinden olup, Osmanlı İmparatorluğu Paşalarındandır. Fatih Sultan Mehmet Han 1461 yılında Rize’nin fethinden sonra Cafer Paşa’sını Padişah Fermanı ile Vakf-ı Kebir’de bir köye yerleştirdi. O köyümüzün adı da Cafer Paşa’dan gelerek, Vakfıkebir CAFERLİ KÖYÜ 1461 yılından beri günümüze kadar aynı isimle gelen köyümüz oldu.!
Cafer Paşa’nın neslinden gelen ve halen hayatta olan emekli öğretmen Lokman YILDIZ hocamızın katkıları ile gerçekleşen bu keyifli araştırma-yazı Vakfıkebir’li nesillerimize bırakacağımız çok değerli bilgiler içermektedir. Bu bilgiler milat veya hazine niteliğinde. Caferli Köyünü kendisine yurt edinen Paşamız bir ömür Vakfıkebir’de yaşamıştır. Biyografisinin tarifi, Rize’nin Fethi ile Vakfıkebir’e ışık tutmaktadır. Vefatında Rize’nin Çayeli İlçesindeki kabristanlığına defnedildi denilmektedir. Kabristanı başka yerde de ortaya çıkabilir görüşleri de varsayımdır.
Lokman YILDIZ hocamızın tarifine göre Cafer Paşa; Zayıf, esmer, bacakları biraz eğri, atletik yapılı, uzun boylu, ciddi bakışlı, Âlim bir adam. Bu özellikler Tonya, Şalpazarı ve Vakfıkebir’de yaşayan nesillerde mevcuttur.
Cafer Paşa’nın soyu Vakfıkebir’deki iki oğlu ile devam etmiştir. Oğlundan biri BAYRAKTAROĞLU Tahir Bey’dir, Tonya’daki Cafer Paşa nesli bu kola bağlanıyor, Bayraktar, Yıldız, Yılmaz, Baki, Güner, Kadıoğlu, İlhan, İlan ve Elgay soyadını almışlar, Gümüşhane’dekiler Perktaş, Arıtan, Diğer oğlu BAYRAKTAROĞLU Hacı Süleyman. Bu koldan gelenlere ise Hacı Süleymanoğlu, Süleyman, Özsüleyman, Sağlam, Kadıoğulları, Baki, soyadlarını almışlar. 1916-1918 tarihindeki Rus Savaşındaki Karadağ’daki kuvvetlerin başında bulunan Muhammed Hafız ile Milli Mücadele kahramanı Gazi Neşet ÇİMEN’de Cafer Paşa soyundan. Bu soyadların bazıları Vakfıkebir’in tanınmış sülaleleri olduğu bilinmektedir. Cafer Paşa’nın şeceresi, Osmanlı Salnamelerine kayıt edilerek Vakfıkebir kayıtlarında çıkmaktadır. Bunlar yönetici, idare amirleri veya mülki amirler. 1869-Nahiye Müdürü Ali Haydar Efendi, 1870-Nahiye Müdürü Halim Ağa, Kâtibi Mehmet Efendi, 1879-Vakfıkebir Kaymakamı Hacı İbrahim Kadem Efendi, Tabu Katibi Musa Efendi, 1881-Vakfıkebir Kaymakamı Hüseyin Hayreddin Efendi sülalelerinin dağılımı yukarıdaki soyadlarla devam etmiş. Rizeli Kahraman İbsiz Recep’de İlhan Soyadı ile olduğu anlaşılmaktadır. Neslinin bir kolu ilim, diğer kolu askerlikle meşhurdur. Bu nesiller Oğuz Boyundan gelme, seçilmiş (109) Osmanlı Şehirlerinde yaşayan Müslüman Türk boyundan sadece bir boyu dur.
Vakfıkebirliler ve Tonyalılar Rizeliler gibi Cafer Paşa’nın hatıralarını korudukları halde, ona hakkıyla sahip çıkılmadığını, bundan böyle her yıl fetih yıldönümlerinde Cafer Paşa’nın resmi törenle anılması gerektiği ana yazıda vurgulandığını belirtmeden geçemeyeceğim.
Kısaca yukarıda izah ettiğimiz Cafer Paşa portresi ile Vakfıkebir’le, Caferli Köyü ile iftiharı yaşadım, onur duydum. Hem Vakfıkebir’in ve de Caferli Köyü’nün tarihlerden beri maneviyatlı bir şekilde Trabzon’a damga vurduğunu, Trabzon’u farklı bir dille, yine farklı bir gözle tahlil ettim. Anladım ki Vakfıkebir ilçesi ile tek başına değil, bütün köyleri ile birlikte Trabzon’a bir tapu veya mühür niteliğinde. Vakfıkebirliler ise esasen seçilmiş, her haliyle Türklüğü en iyi temsil eden Oğuz boylarının ta kendisi, en gerçek temsilcisi olarak anlaşılmakta. Vakfıkebir’in bu sayfadaki bir başka tarifi de İstanbul’un en büyük liman kenti şeklindedir. Bunun böyle olduğu da bilinmelidir.
Vakfıkebir Caferli Köyü internet vikipedisini incelediğimde, Köyün adının nereden geldiği bilinmemektedir ibaresi yazıyor. Mevcut bilgiler ışığında ehli her kim ise Vakfıkebir Caferli Köyü Vikipedisini tarihine göre anı ve şanı üzerine yazmalıdır. Demek oluyor ki, kültürel manada öz değerlerimize çok daha değer vermemiz lazım.
Caferli Köyünden esinlenerek Vakfıkebir Köylerine verilen isimler tarihsel yönden araştırılmalıdır.
Vakfıkebir Fatih Sultan Mehmet’in mihenk taşları ile örülmüş bir kenttir. Lokman hoca araştırmasını Trabzon’un fethine kadar bağdaştırmış ise; Kaymakamlığımız-Belediyemiz oluşturulacak Âlim heyeti ile Yer-Zaman ve Tarihsel olayları pekiştirip, kültürel yönden Vakfıkebir’e zenginlik katılabilir. Bu zenginliklerimiz böylece çocuklarımıza okullarımızda öğretilebilir. İshaklı Köyü Zağnos Paşa ile, İlyaslı Köyü Giresun’un kurtuluşu ile, Hızır Burunbaşı Köyü Hızır ile veya Sürmene ile bağlantılı çıkabilir. Çünkü Caferli Köyü Rize’nin fethi ile bağlantılı çıkmıştır. Köylerimizin isimleri gündem veya ilgi odağı olur mu bilemem. Caferli Köyü ve Cafer Paşa’sının düşündürdüğüne bakılırsa istikbalimize ekonomik yönden güç katabilecek nitelikte.
SONUÇ; Bu bilgiler ışığında kişisel yorumumda Osmanlı İmparatorluğu, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Deniz Komutanı Caferli Köyünde Padişah fermanı ile ikamet ettirildi ise;
I-Yoroz ve Yobol burunları arasındaki Büyük Liman Cihan İmparatorluğunun savaş gemileri ile savaş merkezi demek Deniz Komutanlığı merkezi Vakfıkebir demektir. Öyleyse Vakfıkebir stratejik bir kenttir.
II- İzlediğim bir belgeselde; Doğu Karadeniz yöresinde şimdiki fındık tarlalarının yerinde ısırgan otu yetiştirildiği, ısırganın liflerinden yapılan kumaşlar Osmanlı İmparatorluğu gemilerine yelken yapılırdı. Yelken kumaş endüstri maddesi Karadeniz Bölgesinde yetiştirilmekteydi. Bölgemizde ısırgan otunun bolluğu bu yüzdendir. Bu da Osmanlı Donanmasında Karadeniz’in ve Vakfıkebir’in ne denli önemli olduğuna ikinci işarettir.
III- Yakın geçmişte Trabzon’a Deniz Komutanlığı kuruldu. Bölgemizin stratejik önemi artarak, tıpkı Fatih Sultan Mehmet Han’ın bakış çizgisine doğru seyir ettiği alenidir. İşte bu istikametten hareket ederek Deniz Komutanlığının konuşlandırılması Yoroz ve Yobol burunları arasındaki merkezi yer olan, Gülbahar Hatun’un Büyük Liman’ı olmalıdır. Bu Komutanlık Vakfıkebir’in tarihinden gelen bir hakkıdır.
a) Trabzon’a tekrar sahip olabilmeyi hayal edenler kinaye yaparak Sümela Manastırında senenin bir gününde sembolik ibadet edebilmek için, ibadet tarihini de 15 Ağustos’a denk getirdiler. Rum Pontus’u Fatih Sultan Mehmet Han tarafından tarihe gömdüğü bu günü unutamayıp, ibadetlerini 15 Ağustos’ta yapacaklar. Cafer Paşa o gün Trabzon’u alabilmek için, canı ve kanı uğruna savaştığı gündür. Bu tarihi temel alan Hıristiyan düşüncelerin gizli emelleri akil kişilere alenidir.
b) Vakfıkebir’li Gülbahar Hatun, fırtınadan kurtularak Büyük Liman’ı Vakf etmiştir. 1461 yılında Trabzon’un Fethi’nin ilk gününden beri Fatih Sultan Mehmet Han tarafından Vakfıkebir Büyük Liman olarak biliniyordu. Stratejik öneme sahip bu beldeye Deniz Komutanı Cafer Paşa’yı Vakfıkebir’in Caferli Köyünde ikamete Padişah Fermanı ile (zorunlu) tutuyordu. Bu stratejik merkeziyet Vakfıkebir’in müktesep hakkıdır.
c) İşte bu durum, yani Deniz Komutanının Vakfıkebir’deki ikameti günümüz Türkiye’si Donanma Komutanlığının uygulamasıyla tıpa tıp örtüşüyor. Şöyle ki; Fatih Sultan Mehmet Han döneminde şehir Trabzon olduğu halde, Donanması ve Komutanı Büyük Limanda idi. T.C. devletimizde ise Kocaeli örneği var. Kocaeli İl Merkezi her ne kadar Körfezin kuzey yakasında ise de, Donanma Komutanlığı Körfezin Güney yakasında. Trabzon Deniz Komutanı Trabzon’da veya başka bir İlçesinde değil, Vakfıkebir’de konuşlandırılabilir. Böylece Vakfıkebir stratejik önemini yeniden kazanır. Böyle bir varsayımda da Donanma yönünden Gölcük ile Vakfıkebir kardeş şehir ilan edilir.
d) İşte bu devir teslim tarihi 15 Ağustos olmalıdır. 15.Ağustos’da yapılacak tören ile Vakfıkebir’de, Trabzon’da ve diğer ilçelerde bu bayram bu ışıkla kutlanabilir. Böylelikle Sümela ayinine katılan misyonerler pasifize edildiklerini, etkisiz kaldıklarını anlayacaktır. Trabzon insanının özelliklerini yukarıda tarif ettik. Karadenizlilerin mertliği ve bilgelikleri ile damarlarımızda “Gen”lerini taşıdığımız, Cafer Paşa’ların zekiliği ile kinayeli zihniyet besleyen Hıristiyanlara böylece tarihsel bir cevap vermiş oluruz.
e) Deniz Komutanlığının Vakfıkebir’e teveccüh etme durumunda Vakfıkebir Limanının bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde yatırım ve modernize edilmesi lazım gelecektir. İdari ve stratejik yapılanmalar şehrimizi de modern kent görünümüne getirecektir. Ekonomik yatırımlar daha da fazla olacaktır. Külli miktarda mali gelirlerin artması sonucu Vakfıkebir’in sınıf atlaması mümkündür. Böylelikle Vakfıkebir’in İlçeler bazında eski egemen günlerine geri dönecektir. Trabzon’un batı bölgesine güven verecek, merkezi bir hâkimiyet söz konusu olacaktır. O günlerde Vakfıkebir sokakları cıvıl cıvıl, insanları mutlu olacaktır.
Cafer Paşa gerçeği ve Caferli Köyü ile Vakfıkebir’imizin geçmişi ve geleceğini hayal etmek ne güzel.
Sağlıcakla kalın.