Karadeniz’in antik ve yakın tarihi hakkındaki araştırmaları değerlendirilmek açısından, insan her okuduğuna tarihi değeri var, işte tarihimiz böyledir diyebilmeli. Tarihi yazanlar bazı konularda bazen yanıldı veya maksatlı olarak yanıltılmıştır. Örnek; Cumhuriyet Tarihimizde Sarıkamış’ta donan şehitlerimizi tarih kitaplarına geçmişte 90 bin olarak yazıldı. Böyle biliniyordu. Oysa Genel Kurmay Başkanlığımız şehitlerimizin 90 bin değil 60 bin kişi olduğunu yıllar sonra açıkladı. (25.12.2007 http://www.samanyoluhaber.com/h_177937_.html) Örnek:2) Yalan Söyleyen Tarih Utansın üzerine iki düzine kitap yazan Mustafa MÜFTÜOĞLU (Başak yayınları 1-12 cilt) hocamızın hakiki ve belgeli araştırmalarını görmeden tarihin yorumlanması bazı gerçeklere göz yummak olur, tarihe saygısızlık olur.
Konumuz Karadeniz’in kültürel tarihi ile alakalıdır. Dünyanın en temiz beldesi Doğu Karadeniz’in yanlış bilinenlerini düzeltmek, kültür taşlarını yerine oturtmak lazım.
Mehmet BİLGİN’in Doğu Karadeniz/Tarih Kültür İnsan adlı yazısında, Doğu Karadeniz’de Kıpçak/Kuman Türklerinin yerleşkelerini yöre yöre anlatırken, Tonya’nın Komana Deresi, Vakfıkebir’in Komandere, Vamenli, Koman-dere Raşi (Rıdvanlı Köyü), Koman-dere Kadahor (Akköy), Koman-dere Habel (Açıkalan Köyleri)nin Kıpçak Kuman Türkleri olduğu yazıyor. Biz Vakfıkebir’de bu bölgeye KOMANDARA diyoruz.
Çaykara’da eski adı Hanlut olan köy, (Şimdiki Dağönü), Akçaabat’ta Cagere, veya Zakera, Şimdiki Aydın ile Ağaçlı Köy’leri de Kuman Türklerinden, Akcaabat’ın Hundaradoz Köyü ise Hun Türklerinin bir boyu olarak günümüze kadar gelerek eski isimleri öz Türk isimleri olduğu araştırılmış. (http://ifsa.blogcu.com/dogu-karadeniz-tarih-kultur-insan-v/364298) (I-V).
Çaykara ve Akçaabat’ta olduğu gibi Vakfıkebir’de de Komandara ismi Rumlardan kalma olduğuna inanılıyor veya halk arasında böyle algılanıyor. Beklide geçmişimizde bilinçaltına özellikle öyle yerleştirilmiş. Fakat Mehmet BİLGİN’in bilgileri ışığında eksikliklerin tamamlanılması, kendi öz kültürümüzle birebir örtüşmesi bizleri fevkale memnun etmektedir. Eski isimler ise yöremizde yoğun olarak kullanılmaktadır. Alışkanlığımızı devam ettirmek yöre kültürüne bağlılıktır.
Bu merkezden bakarak acaba Marmara bölgesindeki isimler nasıl diye merak ettim, bizimle kıyasladım. Anlaşıldı ki Marmara Bölgesi ile özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi birbirine tezat düşmektedir. İzmit 1331 yılında, Trabzon 1461 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Marmara’da eski isim kullanma halk arasında yaygın olmayıp, Doğu Karadeniz’de yaygın olması acaba tesatüfümü?
Tarihçi İlber ORTAYLI olası bir İstanbul depreminde çalınacak Kaşıkçı Elmasından çok daha değerli hazine Osmanlı Arşivleridir demiştir. Karadeniz’in eski isim kullanma alışkanlığına Osmanlı Arşivleri mutlaka ışık tutacak. Komandara’daki gerçek gibi diğer isimlerde eski Türk yaşantımızdan gelmesi mutlaktır, pek muhtemeldir. Tehlike bu isimlerin çok kısa ömürlü olarak yörede yaşayan Rum kültürüne mal edilmesidir.
O isimlerimiz belki bir horon, belki bir üzüntü, belkide bir yaşantının kayıt dışında kalmış halidir.