AYDOĞDU KÖYÜNDE DÜN, BUGÜN VE YARINLAR.
Vakfıkebir’in sahil köyü Aydoğdu Köyü. İşte O Köyde doğduk, büyüdük. O köy bizim Köyümüz.
Yaşantımın en güzide günleri burada geçti. Çocukluk günlerimin en eğlenceli ayları kuşkusuz yaz aylarıdır. İncir, üzüm, narlar… Bu aylarda olurda ondan. Bu aylarda tarlaların çok nazikçe ziyareti, dut, kiraz, armut, elma ağaçlarının bizlerdeki hakları? Onların hakkı için bazen kırbaç (şamar) da yerdik. Nasıl mı?
Köyümün 1970-1985 yılları arasındaki komşuluk ilişkilerinin tat ve neşesini anlatmak istiyorum. O yıllarda en geniş arazi sahibi olan rahmetli Ali TAN’a, fındık zamanı herkes fındığı bitirdiğinde yardıma giderdi. O ikinci gün yardım edenlere itiraz eder, gelenlerin yevmiyelerini verirdi. Sumburasına da İMECE yapar, bittiğinde o meşhur KIRBAÇ oyununa başlardık. Kırbaç kimde? Gugulli Temel abim ince uzun, fidan boylu, valla kırbacı vurdu mu Neca ağabeyimin kafasında fufu bile çıkarırdı. Sen bizim armutları nasıl yersin he? Temel ağabeyim de kırbacı kaptırdı mı, Neca abim kırbacın ucunu düğümleyerek vurur, sen de bizim kirazları yersin hee?! Kırbaçtan öyle bir ses çıkardı ki dışarıda seyir edenler oyuna müdahale eder, ula öldürdün oni der, düğüm atma yasaktır! Şartı gelirdi. Biz de incir, armut’un günahını böyle öderken, şamara rahmet okurduk. Kırbaç mısır biçme zamanlarında godoflanın altında dönerdi. Reizin mecisi çok sarar, horon edeceğiz diyerek ayrı bir iştahımız olurdu. Mahura mevkiinde oturan komşumuz Vesile ve Mikdat EMİRAL çifti onca yolu imece için yorgun yorgun yürürdü. Kemençeci Ali KESİM kıvratırdı kemençenin yayını. Düğünlerden güzel olurdu imecelerimiz. Teravihlerindeki toplu iğne şakaları haddi aşar, abdesti bozardı. Hocam Hikmet EMİRAL’a şikâyet edilirdi. Köyümde böyle imeceler şimdi oluyor mu? Hayır, şimdiki gecelerde Televizyon programı ve İnternet ortamı ile beyinler meşgul ediliyor!
Mayıs (7) sinde Vakfıkebir’den kalkan kayıklar rahmetli kaptanımız Ali PİR siz olmazdı. Şevket YAVUZ ile denizden indiklerinde yemeklik balığı misinaya dizer bize verirdi. Dede dostumuz Ali Kaptan, nur içinde yatasın, gözü tok insanların temsilcileri. Güzün o yıllarda deniz kumsalına nazikçe şıp, şıp dalgaların vurduğu zamanlarda karefil ineğimiz ile komşu ineklerini yıkamada bayram yapardık. Denizden çıktığımızda ayağımız kumlanır, taşlık bayırından köyün başına ayaklarımız kumlu giderdik. Ya şimdi?
Yarma Kaya’ları ile ün yapan Köyüm. Hafta sonu sahil köyleri arasında ziyaret edilen en fazla Aydoğdu Köyü idi. Çünkü Yarma Kaya’larının jeolojik güzelliği vardı. Ziyaretçimiz o kadar fazla idi ki, karayolu kenarına araçların park etme sorunu oluyordu. Trabzon Yarma Kaya’ların cazibesini biliyordu. Doğal limanına çekilmiş, Ali Kaptan’ın veya Şevket Yavuz’un kayığı ile hatırlı misafirleri olanlar önce deniz sefası yapar, deniz kenarında mangal yakılmadan gönülleri rahat etmezdi. İşte bu canlılık içimizi ısıtıyordu. Aydoğdu Köyü Muhtarlığı sahil plaj projesi hep aklımdan geçiyordu. Dev dalgaları bizim eğlencemiz idi, o dev dalgalara yüzer, kıyıya viya yapardık. Ava meraklı Sedat TAHMAZ omzunda çiftesi ile yarma kayaları gezmeden avını tamamlanmazdı. Ne zamanki Yarma Kaya’lar dolgu yapıldı, sahil yolu projesi hayata geçti, Sedat abim Yarma Kaya’lara giderek, fotoğraflarını çektiğini bana söyledi. Çevre dostu Sedat TAHMAZ’ın çok üzülenlerden olduğunu anladım. Yarma Kaya’lara nasıl kıyıldı, böyle bir felaket karşısındaki etkisiz kalışımıza hayretler ettim. Hala Yarma Kayalara hasret duyarım. Sahilimizi kumsuz görünce kahrolurum.
Köyümün geleceği nasıl olmalıdır?
Yıllarca Köyümün altına bir hastane olur diye ümit ettim durdum bu güne kadar olmadı. Sonra Trabzonspor’a stat için Akyazı denizi doldurulmak isteniyor denildi. Denizin yakasını bırakın Allah Aşkına diyerek feryat ettim. Yer yoksa köyümün altındaki geniş ve boş arazi ister Askeri (Deniz Er Eğitim Alanı) isterse Sivil bütün projelere uygun arazidir. Trabzonspor Stadı bile Köyümün sahiline yakışır.
Ancak önce Köyümün Suyu olmalıdır. Bu zamanda yazın, bazen de kışın Köyümde susuzluk var. Susuzluğa mutlaka büyüklerimiz kalıcı bir çözüm getirmeli. Kişisel görüşüme göre; Deregözündeki projeye Aydoğdu Köyü dahil edilmelidir. Çünkü Köyüm su fakiri bir köydür. Suyu olmayan hiçbir yerleşkede medeni barışın olacağına inanmıyorum. Grup suyu projesindeki Aydoğdu Köyündeki her evin musluklardan hava dahi gelmiyor. Medeniyet için önce Su. Köyümün tam ortasında bulunan tarihi mezarlığın patika yolunda rahmetli Ninem az kalsın tabuttan düşüyordu. Bu yol genişletilmeli. Köyümüzün en eski mezarlığımızda bulunan 3-4 asırlık Selvi Ağacımız belkide korumaya alınacak ağaçlardandır. Aynı güzergâhta evi yolsuz iki komşumuz Ahmet KOYUN ve Osman EMİRAL’e mutlaka yol götürülmeli. Çünkü yaşları ilerlemiş bu iki aileye her an ulaşılması mümkün değildir. Günümüzde insan sırtında doktora götürülerek can veren komşularımız bu ailelerden çıkmıştır. Zorunlu ihtiyaç araç yoluna hayır demek hiçbir vicdana sığamaz. Sayın Valimiz, Belediye Başkanımız ve diğer yetkililere bu iki mahrumiyeti arz ediyorum.
Rahmetli (Kara) Ali KOYUN İstiklal Harbi Gazisi idi. Nur içinde yatsın. Torunu ilkokul sıra arkadaşım Hâkim Yunus ÖZGÜR, Prof. Dr. Rahmi YAMAK, Avukat Mehmet EROL (Hayati KOYUN)… Avukat Azmi ve Nazmi SAHİL kardeşler Trabzon’da Köyümün temsilcisidir. Vakfıkebir’e emsalsiz emeği olan rahmetli Hafit USLU gibi aydınlar yetiştirmiştir. 1962 yılında köy olan genç Köyüm vatan savunması, eğitim, adli ve idari gibi her alanda canlı olduğunu fark ettiren köylerimizdendir.
Köyümün geleceği mutlaka eğitim ile tamama varıp, ışık vermeye devam edece