Geçtiğimiz hafta Dünyanın en büyük üçüncü fuar organizasyonu gerçekleştirildi İstanbul’da. 60 ülkenin stant açtığı fuar oldukça görkemli bir o kadar da gösterişli oldu. Bu kadar ülkenin ilgi gösterdiği bir fuarın önemini ise burada anlatmaya gerek yok sanırım.
Şimdilerde hep turizm diyoruz. Neden çünkü bu ülkenin geleceğinde rol oynayacak en baş aktörlerden beklide birincisi turizm. Zira tıpkı 2023 Cumhuriyet’in 100. Yılındaki ihracat hedefi gibi turizmde de hedefler şimdiden koyuldu. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, daha şimdiden yani yeni bitirdiğimiz 2010 yılında Türkiye’nin 28.5 milyon turist sayısına ulaştığına bir beyanında yer vermişti. 2023 için gerçekleşecek rakamı da artık sizler düşünün. Zira hakikaten turizm önümüzdeki yılda, hatta yüzyılda ülkelerin en büyük gelir kaynağı olacak. Özellikle ülkemiz için. Çünkü en büyük sorunlarının başında işsizlik, istihdam gibi sorunlar gelen ülkemiz için bunun önemi anlatılmaz bile. İşsizlik rakamları her geçen yıl giderek artarken, buna mukabil yeni fabrikalar kurulamıyor, yeni istihdam alanları yaratılması o kadar kolay olamıyor. Turizm her anlamda çok geniş kapsamlı bir konu ve çok kolları, dalları olan bir alan. Eğer bu ülke kendisine gelecek yıllar için hedefler koyuyorsa, il olarak, bölge olarak bizler de hem bu hedeflerin tutturulmasında, hem de tutturulan hedeflerin içinde en fazla payı alabilmenin altyapısını şimdiden hazırlamalı, hazırlanmalıyız.
Evet yazımızın başında EMİTT Fuarı’ndan bahsettik. Turizmin içinde EMİTT Fuarı’nın yeri göz ardı edilemez bir hale geldi. Geçtiğimiz yıllarda gözlemlenen odur ki, bu fuarda daha çok oteller, işletmeler münferit olarak katılan kuruluşlar kendi çaplarında tanıtımlarını yapıyor, bu vesileyle de kendi illerinin adına orada bulunuyordu. Ancak bu yılki son organizasyonda iki durum göze çarptı. Bunlardan birisi, Karadeniz Bölgesi’ndeki illerin gelişimleri. Trabzon’un bu anlamda nerede olduğunu az çok gözlemleyebiliyoruz. Ordu ve Giresun’da gözle görülür bir kıpırdanma olduğu ortak kanaat. Şimdi bölgemizdeki illerin yanı sıra özellikle Konya, Urfa, Kocaeli gibi illerin stantlarında da çok önemli vizyon değişiklikleri olduğu ortak kanaat. Bunun asıl sebebine ise birazdan değineceğiz.
Şimdi illerdeki bu gelişme güzel de asıl bahsettiğimiz, turizmden daha fazla pay alabilmek için bu tek başına hareket etmenin yeterli olamayacağı hususudur, ki birlikte hareket etme önümüzdeki yıllarda kaçınılmaz olacaktır.
Şehrimizde turizme yıllarını veren değerlerimiz var, onlar çok fazla ön planda olmazlar, ancak bu şehir adına çok şeyin gözlemini yapar ve gerekli yerlere iletirler. Bazen de kırılırlar, ama küsmezler. Çünkü onlar sadece laf değil, icraat da olmasından yanadırlar. Onların bu anlamdaki tespitleri çok önemli ve yerinde. ‘Bu tür organizasyonlara tek başına il il değil de, bir bütün halinde bölge olarak hareket etmek çok daha faydalı olacaktır’ yönündeki bu görüşe sonuna kadar katılıyorum. Nedeni de şöyle açıklıyor içimizdeki bu değerlerimiz, “Şöyle düşünün; Karadeniz Bölgesi’ne Sinop’tan başlayıp girdiğinizde Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin. Bir nefeste günübirlik Karadeniz turu. Bölge olarak birlikte hareket etmenin önemi büyük. Bunu başarabilmek, bunu sağlayabilmek çok önemli. Münferit olarak tek tek il olarak değil de bölge olarak öne çıkmak bütün illerin daha faydasına olacaktır’ Ne kadar doğru bir tespit. Neden bir bütün olarak hareket edip daha çok faydalanmak yerine, içimizde birbirimizi çekiştirelim? Bölge olarak hareket edildiğinde ülkenin bütünüyle 81 ili de faydalanacaktır turizm hareketinden.
Şimdi gelelim asıl konuya, yani bu bütünlüğün nasıl sağlanacağına. Bunu bize göre bölgemizde belki çok yeni olarak nitelendirdiğimiz, belki biraz geç kurulduğunu düşündüğümüz Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı sağlayacaktır kanımızca. Kalkınma Ajansı’nın merkezinin Trabzon’da olması ise şehrimiz için büyük avantaj, Trabzon ana unsur olarak bütünleştirici konumunu çok iyi kullanmalı. EMİTT’in bu yılki fuar organizasyonunda Kalkınma Ajansı’nı çok daha önce almayı başarmış illerin farkı da göze çarpmadı değil. Bu illerden bazıları da Bolu, Düzce, Sakarya. Şimdi Trabzon merkezli bir Kalkınma Ajansımız var ve bu Ajansın bize göre yapması gereken en önemli çalışmalardan birisi de turizm konusunda Karadeniz Bölgesi’ndeki iller arasındaki birlikteliği sağlayarak güzel bir altyapı oluşturmak olmalı. Kalkınma Ajansı bu çalışmalara şimdiden başlamalı, gelecek yıllardaki fuar organizasyonları için bu altyapı çok önemli. Bu da bölge illeriyle gerçekleştirilecek periyodik toplantılar, istişarelerle ancak hayata geçirilebilir. Şu anda illerin rekabetine sahne olan bu fuar organizasyonu önümüzdeki dönem bölgelerin rekabetine dönüşecektir. Ve birlikteliği, ençok sağlayan bölge bu işten daha karlı çıkacaktır. Sadece turizm değil, işin kültür ayağını da sağlam tutan iller on plana çıkmayı başaracaktır. Biz Kalkınma Ajansı’nın bu altyapıyı hakkını vererek oluşturacağına inanıyoruz. Tabi bu arada illerin önde gelen isimleri de stantlarının başında olduğu kadar ilgi göreceklerinden bu konuda göz ardı edilmemeli diye düşünüyoruz. Bu anlamda biz yazılı ve görsel basına da çok iş düşüyor. Bu tür organizasyonlar ne kadar yerinde takip edilirse oradaki hava çok daha sağlıklı olarak kamuoyuna aktarılabilir ve şehrin dinamiklerinin harekete geçirilmesinde önemli rol oynar.
Hani bir deyim vardır, kendi var, adı yok diye. Trabzon’da da bu tanıma uyan, çalıştığı, emek verdiği işin hakkını fazlasıyla veren ancak çok fazla gözde olmamayı tercih eden bürokratlarımız da yok değil. Uzun zamandır yazmayı düşünüyordum ancak bugüne kısmet oldu. İsmini yazdığımda aslında pek çoğumuzun, ‘aaa bizim Şerif Hoca, yada Şerif abi’ dediğini duyar gibiyim. Evet Gençlik ve Spor İl Müdürü Şerif Özgür’den bahsediyorum. Çok uzun yıllardır başarıyla yürüttüğü bu görevinde sessiz ve derinden yürüyor. Çok önde durmamaya, ismini çok zikredilmemesine dikkat ediyor adeta. İlimizde gerçekleşecek olan ve artık sayılı zaman kaldığını söyleyebileceğimiz 2011 Olimpiyat Oyunlarının ise görünmez kahramanı o. Şehre onca tesis yapılıyor, onca çalışma var, şantiye var, hemen hepsiyle tek tek ilgileniyor. Üstelik bunlar kendi rutin işlerinin dışında ilgilendikleri. Hiçbir zaman hiçbir yerde şikayet yada bir yakınmasına da şahit olmadık. Mütevazılığı hiç elden bırakmamaya özen gösteriyor. Zaman zaman belki kırgınlıkları da olabiliyor ama o da hiç küsmüyor bu şehre. Çünkü onun şehrini ne kadar sevdiğini biz biliyoruz. Gerçek anlamda bakanlar da görevinin hakkını bu anlayıştan hareketle verdiğini rahatlıkla görecektir.